Müzik-Sinema-Kitap


İyi mi kötü mü emin değilim ama sanırım bu bizi andırıyor..

When I met you,
I didn’t know what to do. I was tired,
I was hungry,
I fight. Now I’m away,
I write home everyday and I see you on the TV at night.
You can see that life’s for us to talk about.
You can leave whenever you want out.
You don’t relate to me,
no girl,
you don’t respect me,
no girl,
no girl. Oh yeah.
When I met you,
I didn’t know what to do,
but I noticed that I didn’t really feel.
Now you’re away,
you write home everyday. I don’t beg,
I don’t borrow,
I steal.
You don’t think that life’s for us to talk about.
You can leave whenever you want out,
you want out. Well,
you don’t relate to me,
no girl. You don’t respect me,
no girl. (you can leave when ever you want out)
And you don’t relate to me,
no girl. And you don’t respect me,
no girl. (You can leave whenever you want out)
No you don’t relate to me,
no girl. And you don’t respect me,
no girl. No girl. Yeah.

3612852231-1

Bugünkü sanatçımız Via Tania, albümümüzün adı ise “Moon Sweet Moon” , buradan erişilebilir. Kendim keşfetmeyi dilerdim ama malesef olamadı..

Via Tania demişken son dönemde memleketimizde de yeni doğan çocuklara  garip isimler konulmaya başladığını görüyorum. Misal hürriyetten b. yeni doğan kızına “kaila” ismini vermiş.. Öz türkçe olduğunu iddia etti ama açıkçası yemedim..

En azından “gökşen”den daha akılda kalıcı ve söyleyişi kolay diyerek geçiştirebildim..

shehimsheandhimAh işte bu aniden ortaya çıkan albümlerdir insanı yolundan saptıran…

Yapacaklarını, söyleyeceklerini unutturan..

Unutulması gerekenleri hatırlatan…

Söylenmemesi gerekenleri bir bir söyleten..

Zihinde baloncuklar uçuran…

Duvara bakıp hülyalara daldıran…

She& him‘den bahsediyorum efendim, “Volume 1 ” debut albümü  ”I was made for you” yla başlayıp “I should have known better”ın seksi coverıyla biterek insanı itinayla mest eder…

İnsanı hiç beklenmedik anda aşık edebilir, aşık olanın da aşkını depreştirir ya da aynı kişiye her ikisini de yaşatabilir.. Dikkatli dozda alınması tavsiye edilir..

Aman !

Not: Benim gibi bir bisiklet meraklısına yalnız bırakılmanın en anlamlı ifadesini buldurdukları – “I am alone on a bicycle for two” – ve sırf bu yüzden yüreğimi hop hop ettirdikleri için bile sevsem yeter…

Michael Jackson’in olumu, acikcasi canimi acitti. Kendisi icin olup bittigimden degil, benim icin farkli anlamlara sahip olmasindan..

Ben hayatimin son iki senesinin yarisinda her sabah THriller albumu ile uyandim misal, bunun nasil bir duygu oldugunu yasamamissaniz bilemezsiniz…

Ama daha da uzucu olan yani, annemle babamin Michael Jacksonla ayni yasta olmasindan mutevellit bana yaslandiklarini bir kez daha hatirlatmis olmasi… Iste bu cok aci !

M.J nin olumu ardindan aklima Madonna ve Sezen Aksu geliyor, daha da korkuyorum..

Zira daha kanli canli dinlemeden o ikisini de kaybetmeyi bunyem kaldirmayabilir..

Onca sansasyonuna, onca tasvip etmedigim yonune ragmen avant-garde bir adamdi benim icin.. kim ne derse desin…

Daha uzun görüşler için doğru adres Alternatif İstanbul!

feyza

Tanrım bu nasıl bir sestir, nasıl bir yorumdur !

Feyza Erenmemiş,  TRPLUS için hazırladığım şu aylık bültenin ekonomi ve siyaset dolu dehlizlerinden, son anda girmeye karar verdiğimiz AB projesi başvuru formlarının kasvetli havasından nasıl da çıkarıverdi beni..

Be.Berlin etkinliği kapsamında İstanbul Modern’deki bıdıbıdı etkinlikleri, ofiste yapayalnız geçecek anlara ikame etmekten zerre rahatsızlık ve pişmanlık duymamamı sağlayan büyülü ses Feyza,  Ezgi’nin Günlüğü eski vokali.

Enfes bir caz albümü varmış da ben neden bilmemişim bunca zamandır, çözemedim.

Birbirinden enfes klasikleri yorumlayan bu güzeller güzeli sesten çıkan albümde favorim Aretha Franklin’in “Don’t Play That Song”.

Hatta şu anda sessizlikten istifade ederek elime kalem alıp Feyza’ya eşlik ediyormuş gibi abuk subuk mimikler sergiliyorum ayna karşısında…

Şans oyunlarına bel bağlamak aptallık mı ?  

Bilemedim..

Son bir aydır her cumartesi akşamı belki de bu sefer bana çıkmıştır ümidiyle bir koşu sayısal loto sonuçlarına bakmayı alışkanlık haline getirmiş olan ben, o kalbimi pıt pıt attıran şapşallık halinden hayallerin bir hafta daha ertelendiğini gördüğüm mutsuzluk haline geçerken her seferinde aptallığıma doymamış olduğumu  anlıyorum.

Bugün kazıkazan işine de dalarak, 50 kuruştan öteye gidemesem de tam gaz kazıdım da kazıdım..

Sonuç, elbette hüsran…

Ne diyeyim, bizi hülyalara salanlar , şansa inanmayanlar utansın..

Hani içinizi kıpır kıpır yapan işler olur ya, yani şimdi olmasa da ileride biryere bir şeye ulaşacağını bilirsiniz. 

Alternatif-İstanbul potansiyeli ile benim içimi kıpır kıpır eden projelerden biri.

Artık benim de yazmaya başlamış olmam ile daha da bir göz nuru..

Takip etmelisiniz:

http://www.alternatif-istanbul.net/

Seneler önce teyzemin evinde dinlediğim bu şarkı, resmen günümün güneşini parlattı…

ajda-pekkan-sana-dogrump3 

Bana yaşattığı binbir kaosa ithafen, OB’ye gelsin…

Ajda hanımı kanlı canlı dinleme şansım olursa günün birinde, bu şarkıyı söylemek istiyorum kendisiyle sahnede, böyle biline..

Yarı yolda bırakılmışlık hissinin bana da sana da yaşattıklarına bir baksana!

Sen beni, sırf seninle aynı düşünce dünyasına sahip olmadığım, olmak istemediğim için seni anlamamam ve sana destek olamamamla suçlarken, ben seni, beni buralarda bir başıma zamansızca bırakıp gidişini içimde sindirememiş olmamın üzerine biriktirdiğim sıkıntılarla yerip duruyorum, seni bazen bile bile bazen de farkına bile varmadan yıkıp geçiyorum…

Yüzüp yüzüp kuyruğuna geldik derken acaba farkında olmadan başka kıyılara mı kulaç attık dersin ?

Bunu ancak kara göründüğünde anlayacağız sanırım..Lizz+Wright+-+The+Orchard+(Front)

Led Zeppelin’in Thank You coverını yaparak berbat etmediği için Lizz Wright‘a teşekkürü borç  bilirim.

oi vavoi

Oi Va Voi’dan “Travelling the face of the globe”..

Bir süredir kulağıma çalınan “Oi Va Voi İstanbul’a geliyooor,  21-22 Mayıs’ta Babylon’dalarmış” fısıltı, mırıltı, söylentilerine inatla kulak tıkayan ve ” söylemesi ayıp, kendilerini ikisi yurtdışı, ikisi yurtiçi olmak üzere 4 kez doya doya, coşa coşa dinlemiş ve hatmetmiş biri olarak daha fazla kanlı canlı izlemeye lüzum yok” şeklinde fütursuz söylemlerde bulunan ben, tabiri caizse kı.mın üstüne oturtulmuş durumdayım.

Birazdan dinleyeceğim albüm ardından fikir değiştirip, kaldığını sanmadığım konser bileti için ortalıkta dolanmaya başlayacağım sanırım..

Seneler öncesinde izlediğim ilk performanları ardından birşeyler karalamışım The Modern Way‘de. Yadetmekte lüzum görüyorum. 

The Modern Way demişken, eski günlerden bir fotoğraf geçti elime, artıkk festival yorgunluğundan mı, havanın sıcaklığından mı bilemedim ama gözüme yaşlı göründüm. Veyahut tamamen mayıs ayında üzerimde dolaşan “yeni yaş-yeni yaşlılık” sendromundan mütevellit.. Bilemedim

Tek görebildiğim, o zamanlar daha bir hippy ruhlu oluşum

Güldüm.. Siz de gülün:rockncoke

Ekleme: 15 Mayıs’tan itibaren müzik marketlerde yerini alacak Oi Va Voi albümünün tek kelimeyle enfes olduğunu söylemeliyim. Şiddetle tavsiye ediyorum, hem albümü, hem de canlı performansı..

Sonraki Sayfa »