Kasım 2009


Bir oraya bir buraya
Ya da aşağı yukarı
Ne gerek vardı hatırlatmaya
Ben bildim-sen de öyle
O ortak ruhun lüzumu ne
Zaman aktı – Gözyaşından az – daha yavaş
Halbuki ben bildim-
Ve sen de öyle
Hatırlamanın lüzumu nerede !

İnsanların özü değişmez,

Elde var bir..

Ama ben değişiyorum, ne yapacağız?

Bence sen de değişiyorsun..

Değişmelisin de!

Bir kere “ben” sevdim,

“Sen” de!

Değişim “biz”de..

 

Akşam saatlerinde sokakta attığım her adımda sağıma soluma bakıp endişeyle yürüyorsam bu şehirde yaşamamalıyım diye düşünürüm. Çünkü şehir ne kadar kaotik olursa olsun insanı bir şekilde güvende hissettirebiliyorsa yaşanabilirdir.

Brüksel sırf bu yüzden ne kadar Avrupa’nın kalbi olarak nitelendirilse de benim gözümde yaşanabilir değildir. En azından şimdilik..

Bu gece -ya da dün gece- 5 euroluk girişi olan -normal şartlarda hayatta gitmeyeceğim- bir konser için sırf arkadaşlara ayıp olmasın diye 45 dakika kuyrukta bekledim. Dönüşte tek başıma taksiye bindim, üstüne bir baktım ki 20 euro çaldırmış  ya da düşürmüşüm..

Bütün buınlar benim için enteresan sinyaller..