Samimi olacağım. Ne kadar üzerinden para kazanıyor olsam da, AB konusunda ne çevremdekileri ne de kendimi kandıracak kadar mesleki deformasyona uğramış durumdayım. Bu sebeple insanlar bana en geyik “eee ne zaman giriyoruz” şeklindeki ironik soruyu sorduklarında en kibar ve politik halimi takınarak “bize bağlı” cevabını veriyorum.
Bu konunun en başından bu yana “biz”le yani Türkiye’yle, Türkiye’nin bu konuya ilişkin hevesiyle, iradesiyle ve çabasıyla ilintili olduğunu düşünüyorum. Avrupa’da kimin başa geçtiği, ne söylediği açıkçası beni çok ilgilendirmiyor. Hükümet yetkilileri ısrarla bunun bir medeniyet projesi olduğunu söyleseler de adım atma konusunda kaplumbağayı aratmayacak bir hızla ilerlemeleri inandırıcı olmadıkları izlenimi uyandırıyor.
Ortada bir irade olmalı, o kadar imza atıldı sonuçta. Anlıyorum, tüm o müktesebatı bir anda meclisten geçirmek ve uygulamaya koymak mümkün değil. Ama içlerinden bu bana daha uygun önce bunu halledeyim, ardından daha çetrefilli konuları gündeme alayım şeklinde bir oradan bir buradan ilerlemeye çalışmak ya da ilerliyormuş gibi görünmek de saçma.
İletişim bu işin ana unsuru, hem iç hem de dış iletişim. Bu yüzden geçtiğimiz günlerde İletişim Stratejisi adı altında bir belge yayınlanması gündeme geldi. Bugün bir toplantıda Egemen Bağış’ın konuşmasını dinledim. Ardından sordum ne zaman başlıyor bu strateji diye, 1 Ocak dedi. Peki hedef kitlesi ne diye sordum. Sonuçta Türkiye AB’ye katkılarından bahsederken hep genç nüfusuna atıfta bulunuyor. Belki de ağlanacak haliyle övünüyor. Ama bakıyoruz ki AB’ye en az destek veren kesim yine ve hala gençler. Bu gidişle bu üyeliğin nimetlerinden yararlanmak bir kenara bütün külfetini taşımak zorunda kalacak bu gençleri bilinçlendirmek gerekmiyor mu dedim. Haklısın dedi, önerilerinize açığım..
Açık olmak yetmez tabi, kaale almak, uygulamaya sokmak gerek.
Bu da bir başka anımdı..
Yarın ilerleme raporu açıklanacak. Anladığım kadarıyla birtek Bakanın eline taslak metin geçmemiş.
Başkasının kendi ülken hakkında bir dizi ayrıntıyı önüne dökmesi garip bir duygu, her ne kadar bir kısmını benden bile küçük olması muhtemelen stajyerlere de yazdırsalar yine de garip yahu. Elalem senin ülkenin tabiri caizse fotoğrafını çekiyor ve “al bak” sen busun. Bana benzemek istiyorsan bunu bunu yapmalısın diyor.
Düşündükçe şaşıranlardanım..