Bünyem bu kadar şımartılmaya alışık olmadığından ters tepki verdi sanırım.

Sabah güzel bir banyonun ardından kuaföre gitme gafletinde bulundum. Kuaförlerden oldum olası hazzetmedim, o sebeple fön çektirmek dışında-ki onu da bir yılda 10 kere bile yapmam- senede 2 kere falan giderim, kesim ya da belki boya için. 2009 yılı için gündemimde ne boya ne de kesim vardı. Yalnızca son dönemde acaba saçım dalgalı olsa nasıl olur diye düşünmeye başlamıştım. Sözün özü gittim kuaföre saçlarımı maşayla dalgalandırmasını istedim. Söylemesi ayıp hiç de azımsanmayacak bir para bayıldım. Ve sonuç, elbette

“Rezalet”

Yani kuaförler iyi ya da kötü olsun farketmez beni asla daha iyi hissettiremiyorlar. Bu kazanın ardından apar topar evin yolunu tuttum. Neyse ki birkaç saat sonra o kıvır kıvır saçların havası söndü ve en azından sokağa çıkabilir bir hal aldım.

Ver elini Taksim dedim bir sergiye ve de sahaf festivaline uğrayacaktım. Ancak yalnızca ıvır zıvır alışveriş yapıp üstüne bir de enfes bir yemek yedim.

Eve dönerken bir de şarap aldım. Amma velakin 2. kadehin sonunda midemi bozdum.

Gördüğünüz üzere kendime bakmak, bünyemi şımartmak falan tamamen haram bana..

Akıllanmıyorum…