Aşk acısının insan bünyesinde açtığı hasar, kişiye göre farklı biçimlerde dışa yansıyor. Kiminin canını, “sevilmemek” daha çok acıtırken, kimini “terkedilmek” yıkıyor, kimini ise “susmak”. Ama ne olursa olsun bütün bunların acısı er ya da geç “dil”e dökülüyor. Belki sıcağı sıcağına, belki de seneler sonra…
Ayşe Arman Gizem Soysaldı’yla görüşmüş. Gizem’i siyasaldan tanırım, birlikte birçok ders aldık, not alışverişi yaptık. Yakından tanımıyorum ama gerçekten hoş bir kız olduğunu hatırlıyorum. Hoşluğu o melez görünümünden değil, duruşundan, konuşmasından da geliyordu. Ayrıca benim gibi bir kırtasiye canavarı olduğundan, kalem ve defterleri de pek hoş olurdu. Benden bir sene önce okula başlamış ama o yıl derslere yeterince vakit ayıramadığından alttan bir sürü ders bırakmıştı. Ama ikinci seneden itibaren gösterdiği azimle okulu tam vaktinde bitirdiğini de hatırlıyorum.
Okulda ona ilişkin zihnime kazınan son kare Halit Ergenç’in ders çıkışında onu beklediği ve birbirlerine sarıldıkları an. Sonrasında hikaye biliniyor zaten..
Evlilik, aile içinde üstüste yaşanan sorunlar ve boşanma. Ardından gelen yeni evlilik konusu ve bebek..
Bu süre zarfında hiç sesinin çıkmamasına şaşırmıştım ve ben de birçokları gibi “nasıl bu kadar içine atabildi” diye düşündüm. Öfkesini kontrol edebildi, sesini çıkarmadı ve sanki herşeyi çok iyi hazmedebilmiş gibi hayatına, hem de memleketi İzmir değil, eski eşinin yaşadığı İstanbul’da sürdürme kararı aldı.
Armanla röportajında, Halit Ergenç’in kendi acısını Gizemle olan ilişkisini yıpratarak hafiflettiğini söylemiş, belki de..
Bir yandan çok tanıdık, bir yandan çok ürkütücü olaylar bunlar. Göz önünde olan insanlarla yaşanan ilişkilerin acısı da tedavisi de daha ağır oluyor. Bu sebeple ne kadar ışıltılı pırıltılı görülseler de korkutuyor..
Oyunculuk yapmak istemesi mevzusunu gerçekten bilemiyorum, yakından tanımadığım için hatırlamıyorum da.. Şimdi telefonuma baktım da adına 2 farklı numara kayıtlı, not ve sınav sorusu alışverişinden ibaret arkadaşlığımızdan tek arta kalan.
Neden yazdığımı da söyleyeyim bu yazıyı. Üzüldüm çünkü. Elini, yüzünü bildiğiniz insanlar onu hiç tanımayan insanların gözünün önünde üzülünce daha acı oluyor.
Umarım röportajda dediği gibi daha iyidir.