İlişkiler hakkında atıp tutmak, yorum yapmak haddime değil elbette.. Hatta kendisine en son soru sorulup, danışılacak insan bile olabilirim bu konuda..
Ama eğer bir çift arasında yaşananlar onların dışında ve onlardan tamamen bağımsız insanların sağlığını, huzurunu bozuyorsa, iki kelam etme hakkına sahip olunabilmeli..
Bugün pazar, haftanın en sessiz sakin geçmesi gereken günü, en azından benim bünyem için..
Hele de yoğun ve yorgun bir cumartesi gecesi geçirilmiş ise..
Öğlene doğru uyanıp, güzel bir müzikle güne başlamak, duş almak.. Ama öncesinde birşeyler atıştırmak…
Herşey buraya kadar enfes..
Ta ki, evimizde misafir kalan bir çiftin kavga dövüş gürültüsü ve ardından bu gürültüye karışan cam patlaması ile tüm huzur ve keyfimiz kaçana kadar!
İnsanları birbirine şiddet uygulamaya iten nedenleri malesef aklım alamıyor. Hayır, bağrış çağrışa bir yere kadar eyvallah ama ya evi başımıza yıkmaya kalkmak, hele de misafir olduğunuz bir evi, bu ne demek oluyor! Bu ne cüret oluyor!
Sakin bir insan olduğumu söyleyemem ama bugün gösterdiğim sabra kendim bile hayret ettim…
Evlilik hazırlığı içerisinde olan bu çiftin ardından temizlik yaparken ayağıma cam parçalarının batması ise, “keşke ağzını açsaydın be gökşen, en azından içine dert olmazdı” dedirtti…
Şiddetli geçimsizlik daha yolun başında vuku bulmuşken, “aşk”ı, ”evde kalmışlık” hissi, “evcilik oynama” merakı uğruna harcamak ne yazık!!
Ne acı!