
… eline haftalar sonra geçeceğini bile bile, hiç bıkmadan, usanmadan aşık olunanla ”mektup”laşabilmek, her telefonla konuşulduğuna “eline ulaştı mı” sorusunu sorabilmek, ardından bunun geyiğini yapabilmekmiş…
Mart 18, 2009

… eline haftalar sonra geçeceğini bile bile, hiç bıkmadan, usanmadan aşık olunanla ”mektup”laşabilmek, her telefonla konuşulduğuna “eline ulaştı mı” sorusunu sorabilmek, ardından bunun geyiğini yapabilmekmiş…
Mart 11, 2009
Dilinin ucuna gelenleri söylemeyip yutarsan, içine atarsan, susarsan ve kaçarsan; ancak suratına kapanan telefonla kendine gelirsin..
Tüm içindekileri kusarsan, tüm sıkıntılarını, sorunlarını döker ve rahatladığını sanarsan, suratına kapanan telefonla kendinden geçersin…
Peki, sen !
Hangisini seçersin?
Mart 7, 2009

“Politika” kelimesinden genç-yaşlı, zengin-fakir, milletçe ne denli korkar olduğumuzu bir kez daha anladım. Her zamanki gören, duyan, okuyan ama sormayan, sorgulamayan ve dolayısıyla aslını astarını bilemeyen insanlar topluluğu olarak, “politika” kelimesinde de aynı hata ve önyargılara kapılıyoruz.
Çok net hatırlıyorum, Ankara Siyasal’daki ilk yılım. Ders Siyaset Bilimi. Hocası, Ayhan Yalçınkaya.
Sudan çıkmış balık gibi hissettiğim aşikardı Siyasal’a başladığımda. Gördüğümüz dersler, tartışılan konular…İlk zamanlar bahsi geçen konular, televizyonda, gazetelerde, aile sohbetlerinde kulağıma çalınan kelimelerin havada uçuşmalarından ibaretken, zamanla okumaya ve araştırmaya ayrılan zamandaki artış ile taşlar yerli yerine oturmaya başlamıştı.
Siyasal’ın, nam-ı diğer Mülkiye’nin en büyük kazanımlarından biri sürekli araştırmaya teşvik etmesidir benim gözümde. Bünyesinde barındırdığı her öğretim elemanı için aynı motto geçerli midir bilemeyeceğim ancak, Ayhan Yalçınkaya’nın her türlü zorluğu ve zorlayıcılığının yanında hemen hemen tüm öğrencileri için özel bir yeri vardır.
Konuyu dağıtmadan devam edeyim, siyaset bilimi dersinin ilk haftaları. Konular belirlenmiş, Ayhan Hoca her hafta bir veyahut iki öğrencinin siyaset biliminin temel kavramları üzerinde (örnek, devlet, siyaset, iktidar, kamuoyu vs..) sunumlar hazırlamasını ve sınıfa sunmasını istemiş. İlk konu “siyaset”. Elimi kaldırıyorum ve ben yapmak istiyorum diyorum, zira gerçekten neler olup biteceğini merak ediyorum. Ve bir de sunum yapmanın heyecanını bir an önce atayım üstümden istiyorum.
Başlıyorum araştırmaya, kelimenin bir çok anlamı olabilir. Ancak, bu yazıda özellikle iki temel anlamı üzerinde durmak istiyorum, zamanında sınıfa anlatırken de kafamın karıştığını anımsayarak.
İngilizce politics-policy ayrımının Türkçe’de olmaması ve yalnızca “politika” kelimesine karşılık gelmesi canımı sıkıyor.
Tanımları vereyim: TDK’dan aynen alıyorum:
politika (ing. politics) Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset
Hatta kullanılan cümleyi de aynen alalım: “Gönlünü politika erbabından bir adamı sevmekten bir türlü men edemedi. “-Ahmet Midhat Efendi, Hasan Mellâh Yahut Sır İçinde Esrar s. 10.
Ülke içinde politika denince akla gelen ilk tanımın bu olduğunu ve Türk siyasi tarihindeki çalkantılardan kaynaklı olarak insanların konuşurken, tartışırken çekinmelerini “kısmen” de olsa anlamlandırabiliyorum.
Ancak politika kelimesinin bir başka anlamı daha var ki insanların bu konuyu bu denli büyütüp, kelimeyi bir önceki anlamıyla algılamakta ısrar ediyor oluşlarına gerçekten hiç ama hiçbir anlam veremiyorum.
Politika: (ing. policy): Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü
Şimdi efendim kelimenin bu anlamının ilk anlamıyla elbette yakın bir ilişkisi var. Ancak farklı anlamları ifade ediyorlar. Konuyu biraz daha açayım, Türkiye devleti içerisinde birçok politik faaliyet yürütülebilir. Seçimler, misal, bunun bir aracıdır. Yasa yapımı bunun bir başka aracıdır vs..Ancak bunun dışında tüm faaliyetlerin ötesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, kültürel koşullar dahilinde belirlenen bir takım amaç ve hedeflere ulaşması gerekmektedir. İktidarda veyahut muhalefette kimin olduğundan, aralarındaki rekabetten bağımsız olarak. Örneğin Türkiye’nin bir enerji politikası, maliye politikası, ticaret politikası vardır. Bunlar “policy” kavramındaki politikaya karşılık gelir.
Bir başka örnek vermeye daha çabalayayım. Örneğin, yerel seçimler geliyor. Her siyasi parti belirli konular düzleminde bir takım “politikaları” (policy) olduğunu ifade ediyor; raporlar yayınlanıyor, meydanlara çıkıp söylemler dile getiriliyor. Eğer bu partiler meclise girer ve tanımladıkları politikalar (policy) çerçevesinde, çalışmalarını sürdürür ve tüm bu söylemleri eyleme dönüştürme süzgecinden geçirip, toplumsallaştırırlarsa politika (politcs) yapmış olurlar.
Öyle ya da böyle ortada bir gerçek var, biz bu kelimeden çok ama çok korkuyoruz.
Hafta içinde, bünyesinde çalıştığım kurum bir sponsorluk görüşmesi için ülkenin büyük firmalarından birini ziyaret etti. Kurumumuz broşürleri üzerinde yazan “politika” kelimesi firma yetkililerince ilk anlamıyla algılandığından, olumsuz addedilmiş. Biz de böyle bir duruma bir kez daha mahal vermemek adına elimizdeki tanıtıcı dökümanlardan “politika” kelimesini çıkarma kararı aldık.
Gerçekten üzücü, hatta ülke adına korkutucu ! Bu sorunu nasıl aşarız bilemiyorum demeyeceğim, aşarız, ama daha çok okumaktan ziyade, daha çok anlamlandırmaya çabalayarak…
Mart 1, 2009

Yalnızlığa kendini kaptırıp bir süre sonra bundan haz aldığını idrak ettiğin an, bil ki birşeyler yanlış gidiyordur.
Zira insan, doğası gereği yalnız kalmamalıdır…