Ekim 2008


Anne Frank sen beni burada ağlattın, sen oradan bize gülüyor ol e mi !

Kafasına her koyduğunu yapabilen şanslılardan olmak !
Şans mı gerçekten?

Bilemedim…

Uzun zaman olmuş yazmayalı…

Londra’dan büyük dönüş yapıldı, tez verildi. Henüz geçip geçmediğim belli olmasa da odaklanmam gereken artık tek bir şey var şu sıralar: İŞ !

Çalışmaktan kaçan bir insan asla olmadım. Hatta bazen soyadımın üzerimde başka türlü bir baskı yarattığı konusunda ikilemde kaldığım bile oldu.

Artık ciddi ciddi iş hayatının içinde bir insan oldum sanırım. Bu kadar çabuk bu denli çok batmak biraz şaşırtıcı ve zor geliyor sanırım. İstediğim bu muydu, hala soruyorum kendime.

Artık yeni bir evim, istediğim gibi döşeyebildiğim bir odam, mutfağım, salonum var… Ve bu düzenin devamı için muhtaç olduğum zaman zaman çileden çıkaran (evet bu kadar kısa sürede) bir işim var..

Çileden çıkaran işin kendisi değil elbette, insanlar..

Bu denli ikiyüzlülüğü, hırsı, başarı tutkusuyla yanıp tutuşup başarısız kalabilmeyi, insan karalama merakını, artık ilkokul çocuklarında bile görülmeyen o komik kıskançlığı şu geçen 24 yıllık yaşantımda daha önce ne gördüm ne duydum; ama öğrendim ki bu hiçbirşeymiş. İş hayatı böyle birşeymiş..

İnsanlar beni her zamankinden daha çok korkutmaya başladı.