Eylül 2008


Aylar sonra yine Londra’daki yatağımdayım, ne kadar benimseyemediğimi iddia etsem de kıvrılınca ne denli özlemiş olduğum çıktı ortaya..
Sokaklar, insanlar, mekanlar.. Herşey hem yerli yerinde hem de bir o kadar değişmiş gibi..

Tek şey biliyorum, herkes hala çok cool !

Ve ben Londra’yı gerçekten özlemişim !!
Kısa sürede dönecek olmam ve bu süre zarfında tezimi bitirmek zorunda olmam sinirlerimi bozuyor…

Bourjois’nın rouge-high tech isimli enfes buluşu ve dudaklara verdiği o enfes renk ile dün sabah bir arı ile öpüşmüş olmanın şaşkınlığını yaşamaktayım. İyi bir reklam olur muydu bilemem ama reklam tadında bir an yaşadığım kesin. Ben tam motordan inmiş finükülere dığru yol almışken esen rüzgar sebebiyle saçlarımın dudağıma yapıştığını sanarken, aradan geçen bir 10 saniye sonra o rahatsızlığı gidermek adına elimi dudaklarıma yöneltmişken ne göreyim, elimde bir arı !

Ben korktum ama o nedense hiç istifini bozmada, avucumdan uçtu gitti..

Ne hissetti bilemedim ama ben bir garip oldum ..