Temmuz 2008


huzurumu bozdun, mutlu musun?

rahatladın mı?

Çok değil, onbeş gün ya oldu ya olmadı, aklımdan, sanırım hayatımda şu ana kadar yaşadığım en güzel günler bunlar olsa gerek diye geçirdiğim. Bir yerlerimi kaşımayı veyahut tahtaya vurmayı unutmuş olsam gerek ki birden kara bulutlar sardı etrafımızı.. O kadar alışmışım ki her seferinde alıp başımı, vurup kapıyı gitmeye… Anlayamıyormuşum seni, onu ve diğerlerini..

Nasıl oldu, ne zaman oldu bilmiyorum. İyi mi kötü mü oldu ondan da emin değilim.

En iyi yaptığımız şeylere sığınalım,

beklemek ve özlemek..

Dimidium facti, qui coepit, habet: Sapere aude, incipe !

Bu heyecan niye?
Sorarım sana!

Tam 14 dakikan var, derin derin nefes al…

İçeri gir ve istediğini alarak dışarı çık !

Bu kadar basit !

Hadi göreyim seni..

Ne garip !

Tam da kavuştuk derken!

Önce ben, sonra sen, sonra belki yine ben.. Döne döne dağdan gelen !

neydi;

to be whole is to be part …

Ah insanlar sürekli büyük konuşmasalar da tükürdüklerini yalamak zorunda kalmasalar !

Ben utanır oldum onların yerine..

Bana da yazık!

İnsaf!

not:herşeyin başa dönecek, veyahut sona gelecek olması ne garip… istiyor muyum istemiyor muyum bilemedim.. elim kolum bağlı, beklemedeyim..

anladım ki henüz telefon korkumu yenememişim…

neden ki !

bir de..

..neden ben ki !

korkuyorum !

mesela kahve fallarından…