evren kucuk yahu..
sen orda agac keserken, ben burda devrilisini duyuyorum…
ister inan, ister inanma..
ama ben istemiyorum !
Haziran 17, 2008
evren kucuk yahu..
sen orda agac keserken, ben burda devrilisini duyuyorum…
ister inan, ister inanma..
ama ben istemiyorum !
Haziran 14, 2008
millet yurtdisina kacmanin yollarini arar, benim gibi bir saf da ulkesine donmek icin gun sayar.. neden?
e saf ya !
.. derken, Bay D. imdada yetisiyor ve :
Ursula Le Guin’den..
“To be whole is to be part-true voyage is return”,
gelsin diyor..
Haziran 8, 2008
cosmopolit sehirlerde en sinsi tanisma bicimi sen nerelisin sorusuyla baslayandir.. sonra gelsin muhabbet!
peki ya sen nereliydin !
bir turlu ogrenemedim..
Haziran 7, 2008
yuruyorum…
sehir kalabalik, dunya kalabalik biliyorum.
kucukken zorla goturuldugum tatilleri hatirliyorum, sehre olan bagliligimi uzerimden bir turlu atamiyor olusumun yarattigi rahatsizligin farkindaligi sorunsali o zamanlar umrumda bile degilmis, simdi simdi anliyorum..
tatillerin hep son gunleri guzel olurdu, hep en eglenceli zamanlar son gunlere denk gelirdi, arkadassiz olsam bile… o son gunlerin damakta biraktigi tad, aylarca gitmezdi, anlata anlata bitmez, bitirilemezdi.
eylul ayindan bu yana uzun bir tatil yapiyorum, akademik calisma ana basligi altinda. tatil diyorum, zira gecirdigim son 10 gun ve odev teslimlerinden onceki 20 gunluk sure zarfi disinda ki toplasaniz 1 bucuk ay etmez, kilimi dahi kipirdatmadim..sonuca bakacak olursak basarili bir master ogrencisi olmadim, belki de olmak istemedim, ya da beceremedim bilemiyorum.. yazmam gereken bir tez, kaldigim dersten gecmem icin de tekrar yazmam gereken bir odev var.
elbet yazilir diyerek, yuzunu thames’e donen ben varim bir de !
yat, kalk, ye, ic, sev, uzul, unut, nefret et(me),hatirla, muzik, sinema, dans,alisveris…
son 10 gundur basima gelenler, basimdan gecenler butun sene zarfinda tekrarlandi durdu. neden sadece son 10 gundur bu kadar eglendigimi hissediyorum peki! anladim ki son gunler gelince hersey dank ediyor, ne kadar cok sey cok yer ogrenmisim. ama bir yandan da aslinda daha ne kadar cok yer, insan varmis taninacak, kesfedilecek.. uzuluyor insan, ya bir daha o pubda birseyler icemezsem. ya bir daha drew’le kahvaltiya gidemezsem, ya bir daha brie’yle sinema keyfi yasayamazsam, ya kizlarla bir daha limitsizsiniz pizza seansini tadamazsam, bricklane’de sicak sarap icemez, camden town’dan sicak sicak dougnut alamazsam, hampstead cayirlarinda yuvarlanamaz, southbank’te film izlemeyemez, koko’da konsere gidemezsem !
gun itibariyle manchest(a)’li bir cocuktan ingiliz aksaniyla konustuguma iliskin damgayi yedikten sonra anladim ki, ben ciddi ciddi bu sehri benimsemisim, kendime bir turlu itiraf edemesem de… imkanin olsa kalir miydin diye sordu, dusundum…
eger olmazsa orada, nereye donecegimi biliyorum en azindan artik…
kisacasi:
oh shit! I ve really got that British accent!
zaman daraliyor, yeni bir sayfa aciliyor, yineyeniyeniden rengarenk bir sayfa…
saraplinarli…
Haziran 3, 2008
Fazla sig oldugum bir donem. Ya da radarlarimin acildigi bir donem. Veyahut sadece bahar havasiyla ilgili. Bilemedim..
Acaba British Librarye gelen erkekleri iceri alirken ust bas canta aramasi disinda dis gorunuslerine bakip da eliyor olabilirler mi?
Hem caliskan, hem yakisikli olabilmek, pes dogrusu!
Bu kadar cok oldugunuzu bilmiyordum !
Haziran 1, 2008
tek kelime ile:
bitti !
reset zamani geldi de geciyor !