Bakıyorum etrafa, odama, odam mı, hayır, odaya… Hiçbir zaman kaldığım hiçbir oda benim olmadı ki, olamadı doğrusu. Benim olduğu maile kabul görse de bence olamadı… Bundan sonra olabilir mi ki!
Tam bir muamma..
Bakıyorum odaya, aylar önce her an değiştirmeyi planladığım, o sebeple duvarlarına tek bir çivi çakmayıp, tek bir poster asmadığım, asamadığım odaya… Ve bir türlü değiştiremediğim, değiştirme cesaretini kendimde bulamadığım; korkaklığım, tembelliğimle yüzleşemediğim, tam yatağımın karşısındaki aynada kendim yerine hergün bir başka ben gördüğüm odaya…
Bakıyorum..
Farkında olmadan havasızlığına, pisliğine, dağınıklığına, o dağınıklığın içindeki düzenine, o düzensiz görünümün içinde her aradığımı bulmama ne denli alışmışım meğersem ! Peki ya üzerini incik boncuklarla doldurduğum, asıl işlevinin çalış(tır)ma masası olması gerekirken bir tuvalet aynası görevi gören masaya ne demeli? Çalış(tır)ma masası yerine yatağı kullanmama, tüm ödevleri, sunumları yatakta hazırlamalara ne demeli? Peki ya yataktan başka oturacak başka bir yerin olmamasına ?
Yatakta kahvaltı yapmanın keyfi olabilir mi benim için bundan sonra, bu denli rutin bir aktivite halini aldıktan sonra? Unutur muyum bu dört duvar arasında düşündüklerimi, yaşadığım ve kendime yaşattıklarımı, mızmızlanıp, sabahlara kadar ağlayıp ardından gülme krizlerine tutulmalarımı? Peki ya kendi kendime verdiğim sıcak şarap partilerini ?
Dillensin duvarlar!
Bavulum bakıyor bana, e hadi toparlan diyor ! Geride bırakmak zorunda kalacaklarım için üzülüyorum. Hayat hep böyle geçiyor, hayatım hep böyle geçip gidiyor… “Kimileri taşınmak zordur, diyor; bense kalmak daha da zordur diyorum”u anımsıyorum, hiç unutamadığımı kendime çıtlatırcasına.. Kalmak mı gitmek mi ikilemi içerisinde kimin kalıp kimin gittiğinin analizine girmeye üşeniyorum, zira ben her seferinde kalan olmuş oluyorum, hep ileride kalan, yani ileriye gidip geride kendini bırakan.. Beden ileride, zihin geride, kalıyor, hep.. Hep mi, evet !
Kelebeklerin her gidişi dönüşü içinde barındırır demişti di mi şair… Sevdiğim.. Dönüyorum, ama biliyorum ki gelecek gibi de oluyorum. Hem dön hem gel, döngel!
Mekanlara ilişkin bağlılığımı eleştirdiğini hatırlıyorum. Unuttum sanmamalısın, unutmuyorum. Doğum gününü kutluyorum sessizce, geçmişteki unutmana saymanı istiyorum bu seneyi.
Korkuyorum..
Dönmeye korkuyorum… Ya herşey değişmişse, ya ben o değilsem, ya sen o değilsen, biz o değilsek, hiç olamamışsak!