Aralık 2007


Dün gece o çaresizliği gördüm yüzünde ! Hiç yakıştıramadım sana, en son yazın görüştüğümüzde hayallerin vardı be yavrucum.. Nasıl kaybettin, neden kaybettin, kim kaybettirdi; bilmek istedim…

Her zamanki gibi vakit dardı, yetmedi, bize hiçbir zaman yetmezdi ki… Yıllardır yetemedi..

Niye veda eder gibiydin ki, sanki son kez görüşüyormuşuz gibi… Halbuki sen gitmeye karar verdiğinden, kafana koyduğundan, buralarda yaşayamayacağını, oysa oralarda çok daha mutlu olacağını anlayıp çekip gittiğinden beri ben kabullenmiştim, senede bir bilemedin iki kere görüşmelerimizi…

Ne vedası be çocuğum, kime veda, kim için veda, neresi için veda…

Daha çizilecek bir dizi resmimiz, çekilecek fotoğraflarımız, boyanacak tuallerimiz var bizim..

Devendra halt etmiş, en sevdiğim hippy hep sensin benim için, hep sendin..

Ben biliyorum basima gelecekleri… Thameslink, thameslink… E cikis yok !

Nerede, nerede !!

A orasi kapandi, artik hersey St Pancras’tan kalkiyor…

Eh peki… Thameslink’te aklim kalmisti halbuki..

Havaalanina gelirken trende dikkatimi ceken birsey vardi.. Sanki ankara istanbul arasi gidiyormusum gibi hissettim, disarida oyle bir gorunum, o sabah erken saatte indigim zamanlarda oldugu gibi gunesli, soguk hava vardi… Birden huzunlendim..

Halbuki birkac saat sonra birinci sehrimde, iki gun sonra da ikinci birinci sehrimdeyim…

Easyjet’e de guvenmiyorum aslinda pek, ama napalim.. Basima birseyler gelirse bu da son entryim olmus olsun…

Godspeed me !

“Sapsal! Anlamak bu kadar zor muydu ki?”, diye sorarlar adama ! Senden hemen sonra…

Git ve gel… Gel ve git…

Sadece uzme !

Bana bu duyguyu hissettirdigin icin, sirf bunun icin bile neler yapmam ki senin icin !

“Sen sevilmeyecek biri degilsin ki!”, dedi A,
“Onemli olan sevilmek degil; onu hissettirebilmek, gosterebilmek”, dedi B.

“Eh, oyle olsun!”, dedi Z…

Ne saniyordun yahu !
Anlamadin bile !
Geldi, durdu, bekledi, gitti !
Bekledin, bekledin,bekledin, yoktu !

E hic olmadi ki !

Ne saniyordun ki !

Sapsal !