Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Our spring was wonderful, but the summer is over now.. And we missed out on autumn. And now all of a sudden it’s cold; so cold, everything, everything is freezing.. Our love fell asleep, and the snow took it by surprise..
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
İnsanların biletini aldığı her hangi bir etkinliğe katılmıyor oluşları oldum olası rahatsız etmiştir,nedeni her ne olursa olsun. Niye alıyorsun kardeşim o zaman; o aktiviteyi izlemek, dinlemek isteyen, sanatçılar için ölüp biten amma velakin senin gibi önceden davranıp alamayanlara yazık değil mi, hmm? Bunu ben de yaptım bu sefer, ayıp ettim sanırım, ama değdi, yine olsa yine yapardım..
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
1 Comment
Dün şunu kafamda netleştirdim, insanları özlemek diye bir olay söz konusu değil, insan bir başka insanı değil, o insanın kendisine hissettirdiklerini özlüyor ya da ben öyle olduğu kanısındayım… İnsanları gerçekten canlı kanlı bir varlık olarak düşündüğümde özleme güdümü çalıştıramadığımı farkettim, ya durum gerçekten böyle ya da ben dünyayı yeniden keşfettiğimi düşünüp garip bir halet-i ruhiye içerisine girmek üzereyim. Özlemek ancak, insanları özdeşleştirdiğim, o insanlara atfettiğim, o insanlarla yaşadığım, paylaştığım, geçirdiğim günlerle, olaylarla, değerlerle, nesnelerle bağlantılı. Mevzuyu açayım, x kişisiyle uzun zamandır görüşmüyorumdur, aklıma gelmiyordur da, ama bir anda, zamanında onunla özdeşleştirdiğim bir mekana adım attığımda, onun kendisinden ziyade, onunla o zaman geçirmiş olduğum vakti ve bana hissettirdiklerini özlüyorum. Bu kesinlikle kişinin kendisi olamıyor, çok acı.. Ya da, bir nesne diyelim. O nesneyle özdeşleştirdiğim şahsı değil o nesne üzerinden yaşananları, arada geçen diyaloglarI ve o an hissettiklerimi özlüyorum, yine o kişiyi değil.. Bir nesne olarak insanı alamıyorum, birşey ifade etmiyorlar, etmiyorsunuz, üzgünüm.. Ya da değilim, belki de herkes benim gibi, düşünmek gerek.. Ne kişinin konuşması, ne vücudu, ne de mimikleri esas özlediğim, bütün onların bendeki yansıması; benim zihnimdeki, benim bedenimdeki… Dün gece içe sıça geçen günleri yadettik, bir yaş daha bitti, bir yıl daha geçti, ve biz çok güldük, gözlerimizden yaşlar gele gele.. Özledim..
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment

Bir gemideyim sanırım, deniz ya da okyanusta bilemiyorum.. Babam yanımda, yanı başımda. Birşeyler anlatıyor, dinlemiyorum, ilgimi çekmiyor.. O susmuyor, bıkmadan, usanmadan anlatıyor, hep öyledir zaten.. Yavaş yavaş suyu hissediyorum bedenimde, batıyoruz diyorum, babama bakıyorum, yok, gitmiş. Yalnız kaldığımı görüyorum, uçmaya* başlıyorum. Havalanıyorum, süzülüyorum gökyüzünde, Peter Pan’deki Wendy gibi hissediyorum… Geminin batışına tepeden bakıyorum. İçim huzur doluyor ve uyanıyorum..
*Rüyada uçtuğunu görmek; bir yolculuğa çıkacağınıza yada mevki olarak yükseleceğinize işarettir.
Mutluyum ama endişeliyim de..