Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
1 Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
[2] Comments

eve dönüşlerde her seferinde elim yüreğimde oluyor; özellikle evden son çıkan ben değilsem. kolay kolay da boşa çıkmıyor bu elin yürekteki hali. tıpkı bugünkü dönüş gibi. eve bir geldim baktım sigortalar atmış; kimbilir kaç gün geçmiş ki aradan, buzdolabını açınca hazin görüntüyle (pardon kokuyla) karşılaştım. her şey bozulmuş, buzdolabındaki dipfrizdeki her şey ama herşey. gitmeden önce alışveriş yapmıştım , artık yapmamış sayılırım. evde yiyecek tek lokma yok ve ben alışveriş yapamayacak kadar yorgun ve argınım. önce dolapları temizlemek gerekir, buzu çözülmüş, suları akmış bir dizi yiyecek çöpe atılmalı. gaz maskem bulunsun evde istedim, koku dayanılır gibi değil.
ardından kaloriferleri yakayım bari dedim ama hayır o kadar kolay değil. bekledim olmadı, kombiyi kurcaladım olmadı, neyse resetleyince kendine geldi.
sırada çantaları boşaltmak var. dolaplara yerleştirme faslı.
yorganımı da çıkarmam gerek, nevresim değişmeli, malum ankara’da kış var.
yarın büyük temizlik olmalı, evet evet olmalı…
ben de temizlensem hiç fena olmaz…
I used to be a superhero, but not anymore…
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment
Ahaha haklıydım demek istemezdim ama bu sefer cidden haklıydım, üzülmesini istemezdim ,ahaha yok canım yalan söylüyorum çeksin söz dinlememenin cezasını, ahahah utanmasam oh oh canıma değsin diyeceğim, hanü şu küçükken pışııık edasıyla yaptığımız, bir elimizi karın -göbek bölgesinde aşağı yukarı hareket ettirerek yaptığımız cinsten. Ahahah pek bir eğlendim, keşke görebilse !
Ben demiştim!
You are gonna pay all your dues!
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
[4] Comments
insan hayatta risk almalı değil mi zaman zaman?
önünü tam anlamıyla göremediğin iki şeritli bir yolda önündeki kamyonu sollamak için ne kadar bekleyebilirsin ki, harekete geçmek gerekir eninde sonunda …
ama kimileri bunun için bir insan ömrü, kimileri ise kelebek ömrü kadar bekler. doğru zamanı doğru mekanla birleştirip adım atmak çoğu zaman mümkün olmaz ama diyorum ya risk almak gerekir bazen, sonuçtan ziyade o atılan adımı hissedebilmek adına. onun verdiği heyecan duygusunu kalp atışlarının ritmini yükselenen adrenalini duyduğunuzda zaten sonucun ehemmiyeti geri planda kalmakta.
sözün özü ben bugün risk aldım dostlar, kimileri için küçük amma velakin benim için gayet büyük bir adım; kimileri için saçma sapan ama benim hayatımda gayet önemli bir adım…
beni yakın bir zamanda göreceklerden beni iyi tanıyanlar durumu farkedeceklerdir, nokta.
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
1 Comment
büyük şehirlerin havaalanlarını seviyorum, ama yapayalnızken. belki de siyah beyaz karamel bronz sarı kızıl her renkten her yerden insanın içinde kimsenin tek başında dikkat çekmiyor oluşundan, herkesin kendi halinde oluşundan kendi derdinde oluşundan. neresi iyi herkesin sadece kendi kaosunda varoluşunu hissetmesi denebilir, ben seviyorum diye cevap verebilirim sadece, o yaşattığı anlık özgürlük hissiyatı sebebiyle.
ankara’nın yeni havaalanı nihayet kullanıma hazır, henüz tadına bakamadım ama yakındır. başkent sıfatına yaraşmayan nitelikteki havaalanı nihayet birilerinin durumun vehametini farketmesi üzerinde yeniden inşa edildi, iyi de oldu. bakalım…
insan birşeyleri unutmaya çabalar, bunun için canla başla uğraşırken karşısında çıkan (onun deyimiyle “unexpected”) bariyerlere karşı ruhen ve bedenen her daim hazır ve nazır olmalı. “unexpected” derken akla normal şartlar altında gelmeyen durumları kastetmekteyim. sonuçta karşılamakla yükümlü olduğunuz bir takım sabit maliyetler her daim var, isteseniz de istemeseniz de. bunun üstüne binen kimi maliyetler insanı en boş anında beyninden vurabiliyor.
tıpkı geçen gece gibi…
her şey bitmiş, çanlar rakı balık için çalmaya bile başlamışken gözümün önüne gelenler birkaç gündür aklımdan çıkamamakta. elbette sormadım; sordukça daha çok sormam gerekeceğini, herşeyi bildiğimi bilmemeleri sebebiyle mevzunun lüzumsuz bir biçimde dallanıp budaklanacağını bildiğimden sormadım.
Everyone is a fucking Napoleon!
Değil mi?
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
[3] Comments
The Tower walls at midnight burn, with fraught desire – the rocks beneath, are shoped and wet with fictitious blood.Someone leaps. The other turns. But who is who(and who are you?)?Forget what you want, but don’t forget the link that grew me.That travels deeply through me in the form of every thought that I think. The loathing and the love,bubbling together at the brink of my emotion and this commotion started long before my face was ever etched into the wall of time.I have both your madnesses inside.I am in constant disagreement with myself. But I cannot leave me.You both cannot leave me,nor one another. Believe me.I am the ring that won’t slip off with soap.The armies have broken inside me and now they stand poised and opposed.Now there is blood.Now there is love standing covered in glory and honour lies covered in mud. You and I, Ma, we built too close to the river.Look at us washing our minds free of fever, brushing off bird shit and bad dreams forever and never once turning the tide.Thank you for pains and concerns that have made me in turn more unhappy and kind. I am proud to remind them of you.
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
1 Comment
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
Leave a Comment



“yollarını güneş ışınları çiziyor.1 hafta yaşıyorlar.
bellekleri var: aynı ağacın ,aynı yaprağına konuyorlar.
kelebeklerin her yolculuğu, dönüşü içinde barındırıyor.”
olan bitenleri en iyi özetleyen sözler ilhan berk’ten geliyor her seferinde.
bir sene daha geride kaldı ya da yeni bir sene daha başlıyor; dönüşü içinde barındıran yolculuklarla dolu; yeni bir yıl…
Posted by Goksen Asia Jacqueline under Kategorilenmemiş
[5] Comments
Kendi kendime şunu sordum: “Senin bu evdeki (evrendeki) yerin nedir nihayetinde ? Gerçi arkadaşların sana saygı duyuyorlar. Çoğu zaman sevinç veriyorsun onlara ve onlarsız yapamayacağını düşünüyorsun. Ama yine de buradan ayrılırsan, eğer çevrelerinden çıkıp gidersen ? Seni yitirdikleri için hayatlarında bir boşluk duyarlar mı acaba? Peki ne kadar bir zaman duyarlar ? Ah , insan işte bu denli fani bir varlık, tam da varoluşundan hiçbir kuşku duymadığı, varlığını gerçekten hissettiği tek yerde bile ; sevdiklerinin hatıralarında , onların ruhlarında bile yitip yok olmaktadır, hem de o kadar çabuk! “
Goethe (Genç Werther’in Acıları)
Dhafer Youssef dinlemeye gittim bugün, bir kez daha anladım; doğudan batıdan akustik elektronik saykede(o)lik etnik sentetik farketmez, ben müziği seviyorum…